HANGİ DURUMLARDA TAPU HARCI ÖDENMEZ

Tapu harcı genel kural olarak taşınmazın satışında ödenir. Ancak bazı işlemlerde tapu harcı hiç doğmaz veya işlem türüne göre istisna uygulanır.

Tapu harcı ödenmeyen başlıca durumlar

  1. Miras intikali
    • Vefat eden kişinin taşınmazının mirasçılar adına intikali sırasında tapu harcı alınmaz.
    • Ancak veraset ve intikal vergisi yönünden ayrıca değerlendirme yapılır.
  2. Bağıştan miras intikali gibi harçtan istisna edilen bazı intikaller
    • İşlemin hukuki niteliğine göre tapu harcı yerine farklı vergi/harç yükümlülükleri söz konusu olabilir.
  3. Mahkeme kararıyla yapılan bazı tesciller
    • Örneğin kesinleşmiş mahkeme kararı gereğince yapılan bazı tescil işlemlerinde tapu harcı doğmayabilir.
    • Ancak kararın içeriği ve tescilin niteliği önemlidir.
  4. Kat mülkiyeti / kat irtifakı kurulması
    • Sırf kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulması nedeniyle normal bir satış tapu harcı ödenmez.
    • Bununla birlikte döner sermaye ve bazı diğer harç/vergiler gündeme gelebilir.
  5. Cins değişikliği
    • Örneğin taşınmazın niteliğinin “arsa”dan “bina”ya veya başka bir niteliğe dönüştürülmesi satış değildir; bu nedenle satış tapu harcı alınmaz. Başka masraflar olabilir.
  6. İfraz, tevhit gibi bazı teknik işlemler
    • Taşınmazın bölünmesi (ifraz) veya birleştirilmesi (tevhit) satış olmadığı için normal satış tapu harcı uygulanmaz. İşlemin niteliğine göre başka harçlar olabilir.
  7. Kentsel dönüşüm kapsamında yapılan tapu işlemlerinde tapu harcı çoğu durumda alınmaz.
    Ancak burada önemli olan işlemin gerçekten 6306 sayılı Kanun kapsamındaki dönüşüm işlemi olup olmadığı ve yapılan tapu işleminin niteliğidir.

Önemli bir ayrım

“Tapu harcı ödenmez” ile “hiçbir ödeme yapılmaz” aynı şey değildir.

Örneğin miras intikalinde tapu harcı alınmaması, döner sermaye ücreti veya veraset ve intikal vergisi gibi başka yükümlülüklerin olmadığı anlamına gelmez.

Ayrıca eşler arasında devir, aile içinde devir, bedelsiz devir, boşanma nedeniyle devir, şirketten ortağa devir gibi işlemlerde durum birbirinden farklıdır. Bunların bir kısmında tapu harcı çıkabilir, bir kısmında ise özel istisna uygulanabilir.

2026 yılı itibarıyla normal bir taşınmaz satışında toplam tapu harcı %4’tür: alıcıdan %2, satıcıdan %2. Ancak her taşınmaz devri satış sayılmadığı gibi, bazı özel kanunlar nedeniyle %4 tapu harcı hiç alınmaz. Harçlar Kanunu’nun 59. maddesi ve özel kanunlardaki istisnalar birlikte değerlendirilmelidir. (Gelir İdaresi Başkanlığı)

2026’da %4 tapu harcı alınmayan başlıca taşınmaz devirleri

İşlemTapu harcıAçıklama
Miras intikaliYokMiras nedeniyle mirasçılar adına intikal, satış değildir.
6306 kentsel dönüşüm kapsamındaki belirli devir/tescil işlemleriYokKanundaki şartların sağlanması gerekir.
TOKİ’nin bazı hak sahipliği tescilleriYokKanunda belirtilen kapsamla sınırlıdır.
Devlet, belediye, il özel idaresi vb. kurumların taşınmaz iktisabıYokHarçlar Kanunu m.59 kapsamındaki şartlarla. (Gelir İdaresi Başkanlığı)
Kamu yararına çalışan dernekler / vergi muafiyetli vakıfların belirli iktisaplarıYokKanundaki şartlar dahilinde. (Gelir İdaresi Başkanlığı)
OSB, serbest bölge, endüstri bölgesi, teknoloji geliştirme bölgesi ve sanayi sitelerindeki belirli devir/tescillerYokÖzellikle tahsis nedeniyle yapılan belirli devir ve tescillerde. (Gelir İdaresi Başkanlığı)
Bazı kamulaştırma / kamu işlemleriİşlemin niteliğine göreNormal satıştan farklı harç rejimi vardır.
Tapu idaresinin hatasının düzeltilmesiYokİlgilinin kusuru olmadan tapu idaresince yapılan hataların düzeltilmesi harçtan istisnadır. (Gelir İdaresi Başkanlığı)

Özellikle kentsel dönüşümde önemli nokta

6306 sayılı Kanun kapsamındaki her tapu işlemi otomatik olarak harçsız değildir.

Örneğin kanun kapsamında yapılan uygulama sonucunda meydana gelen yeni yapıların, kanunda belirtilen taraflarca gerçekleştirilen ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis işlemleri için harç istisnası bulunmaktadır. (Gelir İdaresi Başkanlığı)

Dolayısıyla:

Eski riskli yapı → kentsel dönüşüm → yeni bağımsız bölümün malik/müteahhit/hak sahibi adına tescili

ile

Kentsel dönüşüm tamamlandıktan sonra yeni dairenin normal bir alıcıya satılması

aynı şey değildir.

İkinci işlemde sırf taşınmazın geçmişte kentsel dönüşüm kapsamında olması, %4 tapu harcını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Bir de çok karıştırılan konu: eşe, çocuğa veya kardeşe bedelsiz devir

“Bedelsiz devir = tapu harcı yok” şeklinde genel bir kural yoktur.

Bağış, satış, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, trampa, miras intikali gibi işlemlerin her birinin ayrı vergi ve harç rejimi vardır. Normal satışta ise 2026 itibarıyla devir ve iktisap bedeli üzerinden alıcı ve satıcı için ayrı ayrı binde 20 (%2) uygulanmaktadır; toplam yük %4’tür. (Gelir İdaresi Başkanlığı)

Önemli: 2026’da ayrıca 19 Aralık 2025 tarihli düzenlemeyle taşınmazlarda harç hesabında emlak vergisi değerinden az olmamak üzere beyan edilen devir ve iktisap bedeli esasına ilişkin ifade değiştirilmiştir. (GİB)

e-Devlet Kira Sözleşmesi 2026: Nasıl Yapılır, Zorunlu mu?

Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 yılında e-Devlet kira sözleşmelerini zorunlu hale getirmeye yönelik çalışma yürütüyor, ancak mevcut hizmet bugün kullanılabilen bir dijital seçenek durumunda.

Hazine ve Maliye Bakanlığının 30 Ağustos 2026’da basınla paylaştığı verilere göre hizmet kapsamında bugüne kadar 81 ilin tamamında 72 bin 581 e-kira sözleşmesi onaylandı.
Paylaşılan açıklamada iki önemli gelişme yer aldı:

Zorunluluk için yasal çalışma; Bakanlık, bütün kira sözleşmelerinin e-Devlet üzerinden yapılmasını zorunlu hale getirecek yasal düzenleme üzerinde çalışmaktadır. Düzenleme henüz yasalaşmamıştır; yürürlüğe girdiğinde bu sayfa aynı gün güncellenecektir.

Hata düzeltme ve güncelleme fonksiyonları; Onay verilmesinin ardından 15 gün içinde yazım, rakam ve bilgi girişlerindeki maddi yanlışlıklar sistem üzerinden giderilebilmektedir. Bu, kullanıcıların en çok şikayet ettiği “onayladık ama yanlış yazmışız” sorununa getirilen çözümdür.

Kullanım kılavuzu ve kamu spotu; Hizmetin giriş ekranına kullanım videosu ve kılavuz eklendi; televizyonlarda kamu spotları yayımlanıyor.

Kira Sözleşmesi e-Devlet Üzerinden Nasıl Yapılır? 2026 Güncel Rehber

Kira sözleşmesi, ev sahibi ile kiracı arasındaki hukuki ilişkinin temelini oluşturan en önemli belgelerden biridir. Geleneksel olarak yazılı şekilde hazırlanan kira kontratları artık e-Devlet Kapısı üzerinden de elektronik ortamda oluşturulabiliyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından sunulan Kira Sözleşmesi İşlemleri hizmeti sayesinde ev sahipleri, kiracılar ve yetkilendirilmiş emlak danışmanları kira sözleşmesi sürecini dijital ortamda gerçekleştirebiliyor.

Peki e-Devlet kira sözleşmesi nasıl yapılır, e-Devlet üzerinden kira kontratı zorunlu mu, kimler kullanabilir ve hazırlanan sözleşme nereden görüntülenir?

İşte 2026 yılı itibarıyla kira sözleşmesi hakkında merak edilenler…

Kira Sözleşmesi e-Devlet Üzerinden Yapılabilir mi?

Evet. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından e-Devlet Kapısı’nda sunulan Kira Sözleşmesi İşlemleri hizmeti ile kira sözleşmesi elektronik ortamda hazırlanabiliyor.

Sistemde taşınmaz sahibi veya hissedarı olan kişiler, kendilerine ait taşınmazlar için kira sözleşmesi oluşturabiliyor. Ayrıca yetkilendirilen emlak danışmanları da belirli şartlar dahilinde sözleşme hazırlama sürecinde işlem yapabiliyor.

Kiracı ve varsa kefil ise kendilerine sunulan sözleşmeyi e-Devlet üzerinden inceleyerek onaylayabiliyor. (e-Devlet)

2026’da Kira Sözleşmesini e-Devlet’ten Yapmak Zorunlu mu?

Bu konuda güncel duruma dikkat etmek gerekiyor.

2026 yılı itibarıyla kira sözleşmesinin mutlaka e-Devlet üzerinden yapılmasını zorunlu kılan genel bir uygulama henüz yürürlükte değildir.

Ancak Hazine ve Maliye Bakanlığı, kira sözleşmelerinin e-Devlet Kapısı üzerinden hazırlanmasını zorunlu hale getirmeye yönelik çalışma yürütmektedir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde bu konuda yeni bir düzenleme yapılması mümkündür.

Bu nedenle ev sahiplerinin ve kiracıların güncel mevzuat değişikliklerini takip etmesi önemlidir.

e-Devlet Kira Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

e-Devlet üzerinden kira sözleşmesi oluşturmak için genel olarak şu adımlar izlenir:

1. e-Devlet’e Giriş Yapın

Öncelikle e-Devlet Kapısı’na giriş yapılması gerekir.

Sisteme;

  • e-Devlet şifresi,
  • internet bankacılığı,
  • mobil imza,
  • elektronik imza veya
  • T.C. kimlik kartı

gibi kimlik doğrulama yöntemlerinden biriyle giriş yapılabilir. (e-Devlet)

2. “Kira Sözleşmesi İşlemleri” Hizmetini Açın

e-Devlet’teki arama alanına “Kira Sözleşmesi İşlemleri” yazılarak Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından sunulan hizmete ulaşılabilir.

e-Devlet Kira Sözleşmesi İşlemleri

3. Kiraya Verilecek Taşınmazı Seçin

Sistem üzerinden işlem yapmaya uygun taşınmaz seçilir ve kira sözleşmesinin oluşturulmasına geçilir.

Taşınmaz sahibinin veya yetkilendirilen kişinin sisteme doğru taşınmazı seçmesi önemlidir.

4. Kira Bilgilerini Girin

Kira sözleşmesinde yer alacak bilgiler sisteme işlenir.

Bunlar arasında;

  • Kiracının bilgileri,
  • kira başlangıç tarihi,
  • kira bedeli,
  • ödeme şekli,
  • kira süresi,
  • depozito bilgileri,
  • taşınmazın kullanım amacı

gibi sözleşmenin temel unsurları bulunabilir.

Bilgilerin eksiksiz ve doğru girilmesi, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından önemlidir.

5. Kiracının Onayı Alınır

Sözleşme hazırlandıktan sonra kiracının e-Devlet hesabına onay süreci yansır.

Kiracı, kendisine sunulan sözleşme bilgilerini kontrol ettikten sonra elektronik ortamda onay işlemini gerçekleştirebilir.

Varsa kefilin de sözleşme kapsamında gerekli onayı vermesi gerekir.

Emlak Danışmanı e-Devlet’ten Kira Sözleşmesi Hazırlayabilir mi?

Evet.

Sistemin ikinci aşamasıyla birlikte emlak danışmanları ve yetkilendirilmiş kişiler için de kira sözleşmesi hazırlama imkanı getirildi.

Bu uygulama, özellikle profesyonel gayrimenkul danışmanları aracılığıyla gerçekleştirilen kiralama işlemlerinde önemli bir kolaylık sağlıyor. Emlak danışmanı tarafından hazırlanan sözleşme, taşınmaz sahibi, kiracı ve varsa kefilin onayına sunulabiliyor.

e-Devlet’te Hazırlanan Kira Sözleşmesi Nereden Görülür?

Daha önce e-Devlet üzerinden oluşturduğunuz kira sözleşmelerine yine Kira Sözleşmesi İşlemleri hizmeti üzerinden ulaşabilirsiniz.

Sistemde sözleşmenin durumunu kontrol edebilir ve uygun durumdaki belgeleri dijital ortamda görüntüleyebilirsiniz.

Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından Kira Sözleşmesi Belge Doğrulama hizmeti de sunulmaktadır. (e-Devlet)

e-Devlet Kira Sözleşmesinin Avantajları Nelerdir?

Dijital kira sözleşmesinin hem kiracı hem de ev sahibi açısından çeşitli avantajları bulunmaktadır.

Belge Kaybı Riski Azalır

Kağıt ortamında hazırlanan kira kontratlarının kaybolması veya zarar görmesi mümkündür. e-Devlet üzerinden oluşturulan sözleşmeler ise dijital ortamda erişilebilir durumda tutulur.

Bilgilerin Daha Kolay Takibi Sağlanır

Kira bedeli, sözleşme tarihi ve diğer temel bilgiler dijital ortamda takip edilebilir.

Tarafların Onay Süreci Dijitalleşir

Ev sahibi, kiracı ve varsa kefilin sözleşme sürecindeki onayları elektronik ortamda gerçekleştirilebilir.

Barkodlu Belge Kullanılabilir

Oluşturulan kira sözleşmesine ilişkin belgelerin doğrulanabilmesi, gerektiğinde tarafların sözleşmeyi belge olarak sunmasını kolaylaştırabilir.

Emlak Danışmanları İçin Kolaylık Sağlar

Yetkilendirilmiş emlak danışmanlarının da sistem üzerinden kira sözleşmesi hazırlayabilmesi, kiralama işlemlerinin daha hızlı ve düzenli yürütülmesine yardımcı olur.

e-Devlet Kira Sözleşmesi Yapmak Kira Kontratının Yerine Geçer mi?

e-Devlet üzerinden oluşturulan kira sözleşmesi, kira ilişkisinin şartlarının elektronik ortamda kayıt altına alınmasını sağlar.

Ancak sadece e-Devlet üzerinden sözleşme oluşturulmuş olması, tarafların kira ilişkisinden doğan tüm hukuki yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Kira bedeli, depozito, aidat, kullanım amacı, teslim durumu ve tarafların özel olarak kararlaştırdığı diğer hususların açık şekilde belirlenmesi önemlidir.

Özellikle uzun süreli kira ilişkilerinde sözleşmenin içeriğinin hukuka uygun ve ihtiyaçlara göre hazırlanması gerekir.

2026’da Kira Sözleşmelerinde Yeni Dönem

Kira sözleşmelerinin dijital ortama taşınması, gayrimenkul sektöründe kayıtlılığın ve işlem güvenliğinin artırılması amacıyla önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığının 2026 yılında yaptığı açıklamalara göre, e-Devlet üzerinden kira sözleşmesi hazırlanmasının zorunlu hale getirilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. (Anadolu Ajansı)

Bu nedenle “e-Devlet kira sözleşmesi zorunlu mu?” sorusunun cevabı zaman içerisinde yapılacak yasal düzenlemelere göre değişebilir.

Kira Sözleşmesi Hazırlarken Nelere Dikkat Edilmeli?

Kira kontratı hazırlanırken yalnızca kira bedelinin yazılması yeterli değildir.

Özellikle şu konuların açık şekilde belirlenmesi faydalı olacaktır:

  • Kira başlangıç tarihi
  • Kira süresi
  • Aylık kira bedeli
  • Kira ödeme günü ve yöntemi
  • Depozito tutarı
  • Aidat ve ortak giderlerin kime ait olduğu
  • Taşınmazın kullanım amacı
  • Demirbaşlar
  • Teslim edilen anahtar ve taşınmazın mevcut durumu
  • Tarafların iletişim bilgileri
  • Varsa özel sözleşme şartları

Kira sözleşmesinin hazırlanması kadar, sözleşmede yer alan hükümlerin konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin Türk Borçlar Kanunu hükümlerine uygun olması da önem taşır.

Sık Sorulan Sorular

Kira sözleşmesi e-Devlet’ten yapılmak zorunda mı?

2026 yılı itibarıyla e-Devlet üzerinden kira sözleşmesi yapmak genel olarak zorunlu değildir. Ancak Hazine ve Maliye Bakanlığının bu yöntemi zorunlu hale getirmeye yönelik çalışması bulunmaktadır.

Kiracı e-Devlet’teki kira sözleşmesini onaylamak zorunda mı?

e-Devlet üzerinden hazırlanan sözleşmenin elektronik süreçte tamamlanabilmesi için kiracının kendisine sunulan sözleşmeyi inceleyip onaylaması gerekir.

Emlakçı e-Devlet üzerinden kira kontratı hazırlayabilir mi?

Yetkilendirilmiş emlak danışmanları sistem üzerinden kira sözleşmesi hazırlama ve tarafların onayına sunma imkanına sahiptir.

e-Devlet’teki kira sözleşmemi nereden bulabilirim?

e-Devlet Kapısı’nda bulunan Hazine ve Maliye Bakanlığı – Kira Sözleşmesi İşlemleri hizmetinden sözleşmelerinize ilişkin işlemleri gerçekleştirebilirsiniz.

e-Devlet kira sözleşmesi ile kağıt kira kontratı arasında fark var mı?

Asıl önemli olan sözleşmenin içeriğinin hukuka uygun olmasıdır. e-Devlet sistemi, kira sözleşmesinin elektronik ortamda hazırlanmasını, tarafların onay sürecinin dijital olarak yürütülmesini ve belgenin doğrulanabilmesini kolaylaştırır.

Sonuç

e-Devlet kira sözleşmesi uygulaması, ev sahipleri, kiracılar ve gayrimenkul danışmanları açısından kira işlemlerini kolaylaştıran önemli bir dijital hizmettir.

2026 yılı itibarıyla e-Devlet üzerinden kira sözleşmesi yapmak genel bir zorunluluk haline gelmiş değildir. Bununla birlikte, Hazine ve Maliye Bakanlığının kira sözleşmelerinin e-Devlet üzerinden hazırlanmasını zorunlu hale getirmeye yönelik çalışmaları devam etmektedir.

Kira sözleşmesi hazırlarken yalnızca dijital ortamda işlem yapmaya değil, sözleşme hükümlerinin doğru ve hukuka uygun şekilde düzenlenmesine de dikkat edilmelidir.

Gayrimenkul kiralama ve satış işlemlerinizde profesyonel destek almak için EVCİ Gayrimenkul ile iletişime geçebilirsiniz.

EVCİ Gayrimenkul
Kiralık ve satılık gayrimenkulleriniz için profesyonel gayrimenkul danışmanlığı.

Web: www.evciemlak.com

Son Güncelleme: 31 Ağustos 2026
Bu içerik, e-Devlet kira sözleşmesi uygulamasındaki güncel bilgiler dikkate alınarak hazırlanmıştır. Mevzuat ve uygulamalarda değişiklik olması halinde içerik güncellenecektir.

e-Devlet kira sözleşmesi nasıl yapılır? 2026’da kira kontratı e-Devlet’ten zorunlu mu? Ev sahibi, kiracı ve emlakçı için güncel kira sözleşmesi rehberi.

Bu açıklama özellikle şu aramaları hedefliyor:

  • e devlet kira sözleşmesi
  • e devlet kira sözleşmesi 2026
  • e devlet kira sözleşmesi zorunlu mu
  • kira sözleşmesi e devlet
  • e devlet kira kontratı

Hedef Anahtar Kelimeler

Ana anahtar kelime

e-Devlet kira sözleşmesi

Birincil yardımcı kelimeler

  • e devlet kira sözleşmesi
  • e-Devlet kira sözleşmesi 2026
  • kira sözleşmesi e devlet
  • e devlet kira kontratı
  • kira kontratı e devlet
  • e-Devlet kira sözleşmesi nasıl yapılır
  • e-Devlet kira sözleşmesi zorunlu mu

Uzun kuyruklu (Long-tail) anahtar kelimeler

  • e-Devlet üzerinden kira sözleşmesi nasıl yapılır
  • e-Devlet kira sözleşmesi nasıl hazırlanır
  • e-Devlet kira sözleşmesi nasıl onaylanır
  • kiracı e-Devlet kira sözleşmesini nasıl onaylar
  • ev sahibi e-Devlet kira sözleşmesi
  • emlakçı e-Devlet kira sözleşmesi
  • e-Devlet kira sözleşmesi nereden görülür
  • e-Devlet kira sözleşmesi nereden indirilir
  • e-Devlet kira kontratı zorunlu mu
  • 2026 kira sözleşmesi e-Devlet zorunlu mu
  • kira kontratı e-Devlet’ten yapılır mı
  • e-Devlet kira sözleşmesi belge doğrulama

Destekleyici anahtar kelimeler

  • kira sözleşmesi
  • kira kontratı
  • kira sözleşmesi nasıl yapılır
  • kira sözleşmesi örneği
  • ev sahibi kiracı sözleşmesi
  • elektronik kira sözleşmesi
  • dijital kira sözleşmesi
  • kira kontratı hazırlama
  • kiralama işlemleri
  • emlak danışmanı kira sözleşmesi

Gayrimenkul Değer Artış Kazanç Vergisi

EVİNİZİ SATMADAN ÖNCE HESAPLAYIN

Bir gayrimenkulü satın aldıktan sonra 5 yıl içinde satarsanız, elde ettiğiniz kazanç değer artış kazancı olarak vergilendirilebilir.

Ama dikkat! Vergi, satış bedelinin tamamı üzerinden hesaplanmaz.

📌 Öncelikle alış bedeli, Yİ-ÜFE ile güncellenebilir.
📌 Alış ve satışla ilgili bazı giderler de dikkate alınabilir.
📌 Sonrasında ortaya çıkan kazançtan ilgili istisna düşülür.
📌 Kalan tutar, gelir vergisi tarifesine göre vergilendirilir.

⚠️ Önemli: 5 yıllık süre her durumda takvim yılı hesabıyla değerlendirilmez; iktisap tarihi ve satış tarihi önemlidir.

Örneğin 2022’de aldığınız bir konutu 2026’da satıyorsanız, değer artış kazancı vergisi gündeme gelebilir.

Bu kazancın 2 tane istisnası var. Birincisi miras yoluya edinilen gayrimenkullerin satışından elde edilen kazanç, ikincisi ilgili yılın kazan istisna tutarının altında kalan kazanç.

👉 “Benim satışımda ne kadar vergi çıkar?” diye merak ediyorsanız; alış tarihi, alış bedeli ve satış bedeli üzerinden hesaplama yapılması gerekir.

📲 Gayrimenkul alım-satımında vergi sürprizi yaşamamak ve hesepalma yapabilmek için buraya tıklayarak excel hesaplama tablosunu indirebilirsiniz.

EVCİ Gayrimenkul
#Gayrimenkul #DeğerArtışKazancı #GayrimenkulVergisi #EmlakVergisi #KonutSatışı #GayrimenkulDanışmanı #Vergi #Emlak #Evciemlakayrimenkul

05323433432

Kira Çarpanı Nedir? Konut Alırken Tek Başına Yeterli mi?

Türkiye’de Kira Çarpanı Nedir? 2026’da Konut Alırken Kira Çarpanı Kaç Olmalı?

Gayrimenkul yatırımında en çok kullanılan göstergelerden biri kira çarpanıdır. Özellikle konut satın alırken “Bu ev kendini kaç yılda amorti eder?” sorusunun cevabını hızlı şekilde görmek isteyen yatırımcılar için kira çarpanı önemli bir referanstır.

Ancak 2026 Türkiye gayrimenkul piyasasında kira çarpanını değerlendirirken yalnızca satış fiyatını yıllık kiraya bölmek yeterli değildir. Konut fiyatlarındaki değişim, yeni kiracı kira seviyeleri, boş kalma riski, aidat, bakım giderleri, vergiler ve bölgesel arz-talep dengesi de hesaba katılmalıdır.

Kira çarpanı nedir?

Kira çarpanı, bir gayrimenkulün satış fiyatının yıllık kira gelirine oranıdır.

Formül:

Kira Çarpanı = Satış Fiyatı ÷ Yıllık Kira Geliri

Örneğin;

  • Konut satış fiyatı: 5.000.000 TL
  • Aylık kira: 25.000 TL
  • Yıllık kira: 300.000 TL

Bu durumda:

5.000.000 ÷ 300.000 = 16,67

Yani konutun brüt kira çarpanı yaklaşık 16,7 yıldır.

Başka bir ifadeyle, kira gelirinin hiç değişmediği ve hiçbir gider olmadığı varsayımıyla yatırımın kira üzerinden kendisini yaklaşık 16,7 yılda amorti etmesi beklenir.

2026’da kira çarpanı neden daha önemli?

Türkiye’de yüksek enflasyon ve konut fiyatları ile kiraların farklı hızlarda hareket etmesi, kira çarpanını yatırım kararlarında daha önemli hale getiriyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Temmuz 2026 verilerine göre Konut Fiyat Endeksi yıllık bazda %25 arttı. Aynı dönemde Yeni Kiracı Kira Endeksi yıllık olarak %28,4 yükseldi. Konut fiyatları reel olarak %5,1 gerilerken, yeni kiracı kiraları reel olarak %2,6 geriledi.

Bu tablo önemli bir noktaya işaret ediyor:

Son dönemde yeni kiralarda görülen artış, konut fiyatlarındaki yıllık artışın üzerinde gerçekleşiyor.

Bu durum, kira getirisi açısından bazı bölgelerde gayrimenkullerin daha cazip hale gelmesine ve kira çarpanlarının zaman içerisinde aşağı gelmesine zemin hazırlayabilir.

Ancak bu durum Türkiye’nin tamamında aynı değildir. İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer şehirlerde kira/satış fiyatı dengesi ciddi şekilde farklılaşmaktadır.

2026’da “iyi” kira çarpanı kaç?

Kira çarpanı için Türkiye genelinde herkes için geçerli tek bir “ideal” rakam vermek doğru değildir.

Bununla birlikte yatırımcı açısından kabaca şöyle bir sınıflandırma yapılabilir:

Kira ÇarpanıBrüt Yıllık Kira GetirisiGenel Yorum
10-12 yıl%8,3-%10Çok yüksek kira getirisi
12-15 yıl%6,7-%8,3Güçlü kira getirisi
15-18 yıl%5,6-%6,7Dengeli
18-20 yıl%5-%5,6Orta
20-25 yıl%4-%5Kira açısından zayıflamaya başlar
25 yıl üzeri%4’ün altındaKira getirisi düşük

Burada önemli bir ayrım vardır:

Bu tablo brüt kira çarpanıdır.

Gerçek yatırım getirisi, giderler dikkate alındığında daha düşük olacaktır.

Kira çarpanı ile kira getirisi arasındaki ilişki

Kira çarpanının diğer yüzü kira getirisidir.

Örneğin:

15 yıl kira çarpanı → yaklaşık %6,67 brüt yıllık kira getirisi

20 yıl kira çarpanı → %5 brüt yıllık kira getirisi

25 yıl kira çarpanı → %4 brüt yıllık kira getirisi

Bu nedenle yatırımcı aslında iki farklı ifadeyle aynı şeyi ölçebilir:

“Kaç yılda amorti ediyor?”

veya

“Yıllık kira getirisi yüzde kaç?”

Örneğin kira çarpanını birlikte hesaplayalım

Diyelim ki bir dairenin satış fiyatı 6.000.000 TL, aylık kirası ise 30.000 TL.

Yıllık kira:

30.000 × 12 = 360.000 TL

Kira çarpanı:

6.000.000 ÷ 360.000 = 16,67 yıl

Brüt kira getirisi:

360.000 ÷ 6.000.000 × 100 = %6

Bu konut ilk bakışta yaklaşık 16,7 yıllık kira çarpanına sahip görünmektedir.

Fakat yatırımcı burada durmamalıdır.

Kira çarpanında en sık yapılan hata: Brüt kira üzerinden karar vermek

Bir konutun yıllık kira gelirinin tamamı yatırımcının cebinde kalmaz.

Örneğin;

  • Aidat ve ortak giderler
  • Bakım ve onarım
  • Boya ve yenileme
  • Kiracısız kalınan dönemler
  • Emlak vergisi
  • Sigorta
  • Kiracı değişim maliyetleri
  • Kira tahsilatındaki sorunlar
  • Vergisel yükümlülükler

gibi kalemler gerçek getiriyi aşağı çekebilir.

Bu nedenle profesyonel bir yatırım analizinde yalnızca brüt kira çarpanı değil, net kira getirisi de hesaplanmalıdır.

Net kira çarpanı daha gerçekçi sonuç verir

Örneğin 6 milyon TL’lik bir konutun yıllık brüt kira geliri 360.000 TL olsun.

Ancak yıllık toplam giderler ve boş kalma etkisi nedeniyle yatırımcının elinde 300.000 TL kaldığını varsayalım.

Bu durumda:

6.000.000 ÷ 300.000 = 20 yıl

Brüt kira çarpanı 16,7 yıl iken net kira çarpanı yaklaşık 20 yıla yükselmiştir.

Bu nedenle iki farklı konutu karşılaştırırken yalnızca ilanlardaki “aylık kira” rakamına bakmak yanıltıcı olabilir.

Aynı kira çarpanı her bölgede aynı anlama gelmez

Gayrimenkulde kira çarpanı tek başına değerlendirilmemelidir.

Örneğin merkezi bir lokasyonda 20 yıllık kira çarpanına sahip, kiracı talebi yüksek ve boş kalma riski düşük bir konut; daha az gelişmiş bir bölgede 15 yıllık çarpana sahip fakat uzun süre boş kalma ihtimali bulunan bir konuttan daha güvenli bir yatırım olabilir.

Bu nedenle yatırımcı şu soruları da sormalıdır:

1. Bölgede kiracı talebi nasıl?

2. Konutun boş kalma ihtimali nedir?

3. Kira ne kadar sürede yeniden güncellenebilir?

4. Bölgedeki yeni konut arzı ne durumda?

5. Binanın yaşı ve bakım ihtiyacı nedir?

6. Aidat ne kadar?

7. Ulaşım, metro, okul, hastane ve ticaret merkezlerine yakınlık nasıl?

8. Konutun satılması gerektiğinde likiditesi yüksek mi?

Bunların tamamı kira çarpanının anlamını değiştirir.

2026 Türkiye piyasasında kira çarpanı tek başına neden yeterli değil?

TCMB’nin Yeni Kiracı Kira Endeksi’ni yayımlamaya başlaması, kira piyasasının değerlendirilmesi açısından önemli bir gelişme oldu.

TCMB, mevcut kiracıların ödediği kiralar ile yeni kiraya verilen konutların kira değerlerinin aynı hareket etmeyebileceğine dikkat çekiyor. Yeni kiracı kira göstergesi, piyasadaki güncel kira değişimini daha yakından takip etmek amacıyla oluşturuldu.

Bu nedenle yatırımcı açısından önemli olan yalnızca:

“Bu ev şu anda kaç TL kira getiriyor?”

sorusu değildir.

Asıl soru:

“Bu evin piyasa koşullarındaki gerçek kira potansiyeli nedir?”

olmalıdır.

Örneğin eski kiracısı 15.000 TL kira ödeyen bir dairenin aynı bölgede yeni kiralama değerinin 25.000 TL olması, kira çarpanı hesabını ciddi şekilde değiştirebilir.

Ancak burada hukuki kira artış kuralları ile piyasa kirası birbirinden ayrılmalıdır. Mevcut kira sözleşmesindeki kira bedeli ile yeni kiralama durumunda oluşabilecek bedel aynı şey değildir.

Kira çarpanını hesaplarken satış fiyatını doğru belirlemek gerekir

Bir başka önemli hata da yalnızca ilan fiyatını dikkate almaktır.

Gerçek yatırım hesabında mümkünse:

Gerçekleşmesi beklenen satın alma fiyatı + satın alma masrafları

dikkate alınmalıdır.

Örneğin 5.000.000 TL ilan fiyatı olan bir konutun tapu, komisyon, tadilat ve diğer satın alma giderleriyle yatırımcıya toplam maliyeti 5.400.000 TL’ye çıkıyorsa, kira çarpanını 5 milyon TL üzerinden hesaplamak gerçek getiriyi olduğundan yüksek gösterebilir.

Bu nedenle profesyonel yaklaşım:

Toplam yatırım maliyeti ÷ yıllık net kira geliri

şeklindedir.

Yatırımcı için daha doğru yöntem: 5 aşamalı kira analizi

Bir konut satın alınmadan önce şu sıralama kullanılabilir:

1. Gerçek satış fiyatını belirle

Pazarlık sonrası satın alma fiyatını mümkün olduğunca gerçekçi belirle.

2. Piyasa kirasını belirle

Sadece aynı binadaki tek bir ilana değil, benzer konutların gerçekleşebilir kira seviyelerine bak.

3. Brüt kira çarpanını hesapla

Satış fiyatını yıllık kiraya böl.

4. Net kira getirisini hesapla

Aidat, bakım, boş kalma, vergi ve diğer giderleri dikkate al.

5. Sermaye kazancını ayrıca değerlendir

Konutun gelecekteki değer artışı potansiyelini kira getirisinden ayrı olarak analiz et.

Çünkü gayrimenkul yatırımının toplam getirisi yalnızca kiradan oluşmaz.

Toplam getiri = Kira geliri + Gayrimenkul değer artışı – giderler

şeklinde düşünülebilir.

Sonuç: “Kira çarpanı düşükse kesin alınır” doğru mu?

Hayır.

Düşük kira çarpanı önemli bir avantaj olabilir ancak tek başına satın alma kriteri değildir.

Örneğin 12 yıllık kira çarpanına sahip bir konutun ciddi deprem riski, yüksek aidatı, hukuki problemi veya düşük likiditesi varsa yatırım açısından beklenenden daha riskli olabilir.

Buna karşılık 18 yıllık kira çarpanına sahip; merkezi konumda, deprem güvenliği yüksek, kiracı talebi güçlü, masrafları düşük ve kolay satılabilir bir konut daha dengeli bir yatırım olabilir.

2026 için yatırımcıya en önemli mesaj

Kira çarpanı, gayrimenkulün fiyatını değerlendirmek için güçlü bir başlangıç göstergesidir; fakat tek başına yatırım kararı vermek için yeterli değildir.

Özellikle günümüzde konut fiyatları ile yeni kiraların farklı hızlarda hareket ettiği bir ortamda, satış fiyatı + gerçek piyasa kirası + net giderler + bölgesel arz-talep + gelecekteki değer artışı birlikte değerlendirilmelidir.

TCMB’nin Temmuz 2026 verileri de bu ayrımın önemini ortaya koyuyor: Konut Fiyat Endeksi yıllık %25 artarken Yeni Kiracı Kira Endeksi %28,4 arttı.

Dolayısıyla 2026’da gayrimenkul yatırımcısının sorması gereken soru artık yalnızca:

“Bu ev kaç yılda kendini amorti ediyor?”

değil;

“Bu ev, ödediğim toplam sermayeye karşılık bana ne kadar net kira getirisi sağlıyor ve bu getirinin gelecekteki değeri nedir?”

olmalıdır.


EVCİ Gayrimenkul olarak yatırım amaçlı konut alımlarında yalnızca satış fiyatına değil; bölgesel kira seviyesi, kira çarpanı, net getiri ve gayrimenkulün gelecekteki satış potansiyeline birlikte bakıyoruz.

TCMB Konut Fiyat Endeksi Verileri- https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB%2BTR/Main%2BMenu/Istatistikler/Reel%2BSektor%2BIstatistikleri/Konut%2BFiyat%2BEndeksi

TÜİK- https://www.tuik.gov.tr

Not: Burada yazılanlar Yatırım Tavsiyesi Değildir.

Sektör

TÜRKİYE’DE EMLAK SEKTÖRÜ VE ÖNEMİ

Emlak; bina, arazi ve arsa gibi unsurların tümünü kapsamaktadır. Yapıldığı maddeye bakılmaksızın karada veya su üzerindeki sabit inşaatların tümüne bina adı verilmektedir. Sınırları dağ, çit, duvar, ağaç veya yol gibi doğal işaretçilerle belirlenmiş olan yeryüzü parçalarına ise arazi denilmektedir. Üstüne inşaat yapılabilmesi için parsellenen ve bu parselleme işlemi devlet kurumları tarafından onaylanmış arazi parçalarına ise arsa adı verilmektedir. Emlak kavramı genel itibarıyla gayrimenkulleri ifade etmek için kullanılan bir kavramdır.

Emlak sektörüyle doğrudan ilişkili olan sektör inşaat sektörüdür. İnşaat sektörü, kendisine bağlı iki yüzden fazla alt sektörün ürettiği mal ve hizmete talep yaratan konumundadır. Bu yaygın etki, sektörün “ekonominin lokomotifi” olma vasfının en temel göstergesidir. İngiltere’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, ortalama yeni bir evde 150 farklı meslek kolunu ilgilendiren 23.000 parça bulunmaktadır. Hiçbir ekonomik faaliyetin bu kadar çok doğrudan ya da dolaylı etki doğurma gücü olmadığı dikkate alındığında sektörün lokomotif gücünün, gelişmekte olan ülkeler için vazgeçilemez değeri daha açık olarak ortaya çıkmaktadır.

İnşaat sektörü, gelir açısından en kazançlı sektörlerinden biridir. Bu durum, inşaat hizmetlerinde rekabet açısından Türkiye’nin mukayeseli üstünlüğe sahip olduğu en önemli sektörlerden biri olduğunu göstermektedir (Ekinci, 2006: 68).


İnşaat sektörü, yoğun iş gücü kullanımı sayesinde her zaman iş gücü açısından tarımdan sonra en yüksek istihdam sağlayan sektörlerden birisi olmuştur. Özellikle düz işçiler açısından inşaat sektörü geniş bir istihdam alanını oluşturmaktadır. İnşaat sektörü gerek emek yoğun bir sektör olması gerekse de niteliksiz iş gücünü bünyesinde kolayca barındırabilmesi bakımından, ekonomideki gelişmelere paralel olarak hızlı bir şekilde istihdam oluşturma veya hızlı bir şekilde işçi çıkarma özelliğine de sahiptir. Özellikle ekonomik kriz dönemleri işten çıkarmaların başlıca nedenlerinden biri olabilmektedir.

Örnek:
•Ev kredileriyle ilgili olarak ABD’de başlayan 2008 küresel
ekonomik krizinin Türkiye ekonomisine olan etkileri oldukça
fazla olmuştur. Bu etkilerden biri de talep üzerindedir.
•Özdemir ve Kılıç’ın (2011) inşaat sektörü üzerinde yaptığı
çalışmaya göre, 2008 küresel ekonomik krizi özellikle
müşteri başına ortalama satın almaların azalması, satın
almaların seyrekleşmesi/satın alma sıklığının uzaması
şeklinde talebi olumsuz bir şekilde etkilemiştir.

Ekonominin gidişatı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de inşaat sektörünü doğrudan etkilemektedir. Sektör, ekonomi büyürken ondan daha hızlı bir oranda büyümekte ve büyümeye olumlu katkı yapmakta, ancak ekonomi küçülürken de aynı şekilde ekonomiden daha hızlı bir şekilde küçülmektedir.

Son 10 yıllık dönemde, sektör açısından 2008 ve 2009 yılları dibe vurma, 2010 ve 2011 yılları hızlı yükseliş, 2012 yılı durgunluk, 2013 yılı ise ılımlı toparlanma yılları olmuştur. 2014-2016 yılları arası ise, 2013 yılında yakalanan ivmenin kaybedildiği yıllar olmuştur. Benzer şekilde 2017 yılında yakalanan çıkışın devam ettirilemediği ve 2018 yılında sektörün daraldığı görülmektedir.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK Haber Bülteni, Nisan 2019) Konut Satış İstatistiklerine göre, Türkiye genelinde konut satışları 2019 Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %18,1 oranında azalarak 84 403 olmuştur. Konut satışlarında, İstanbul 15 481 konut satışı ve %18,3 ile en yüksek paya sahiptir. Satış sayılarına göre İstanbul’u, 7 519 konut satışı ve %8,9 payıyla Ankara, 4 797 konut satışı ve %5,7 payıyla İzmir izlemiştir. Konut satış sayısının düşük olduğu iller ise sırasıyla Hakkâri, Ardahan ve Bayburt olmuştur.

Konut sektöründe daha çok orta – üst ve üst gelir grubuna yönelik üretim yapılmasına karşın, talebin yoğun olduğu kesim orta gelir grubudur. Özellikle orta- üst ve üst gelir grubuna hitap eden markalı konut projelerindeki artış, daha çok büyük şehirlerde stok fazlası oluşmasına neden olmaktadır. Önümüzdeki dönemde üst gelir grubuna yönelik mevcut stoğun erime hızının yavaşlaması beklenmektedir.

Sektör

EMLAK SEKTÖRÜNDE İLGİLİ TARAFLAR

Emlak işletmeleri tarafından sunulan hizmetlerle ilgili olarak birçok taraf bulunmakta olup, bu taraflar süreç içerisinde çeşitli rolleri yerine getirmektedir. İlgili taraflar şunlardır:

  • Emlak işletmesi
  • Alıcı
  • Satıcı
  • Kiraya verenler
  • Kiralamak isteyenler
  • Devlet kurumları (Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı, Belediye vs.)
  • Kredi kuruluşları (Banka ve Özel Finans Kuruluşları)
  • Emlak değerleme uzmanları
  • Gayrimenkul danışmanları
  • Mülk yöneticileri
  • Proje geliştiricileri
  • İnşaat firmaları
  • Yatırımcılar
  • Reklam işletmeleri

Emlak aracısı olarak ifade edilen emlak işletmeleri, alıcılar ile satıcıları bir araya getiren, tarafların sözleşme imzalanmasına aracılık eden ve yerine getirdiği hizmetler için komisyon olarak ifade edilen ücret talep eden işletmelerdir.

Alıcı kavramı zaman zaman müşteri kavramı ile karıştırılmaktadır. Mülk sahibi olan bireyler, mülklerinin kiralanması veya satışı için emlak işletmesinden hizmet aldıklarında aslında kendileri müşteri konumunda bulunmaktadır. Ancak burada alıcılar olarak ifade edilen kavram, bir gayrimenkulü satın almak isteğinde olan alıcılardır. Emlak sektöründe satıcı kavramı ise, sahibi olduğu emlağı satma isteğinde olan kişilerdir. Kiraya vermek ve kiralamak isteyenler ayrımında ise kiraya verenler emlağın sahibi ve kiralamak isteyenler ise emlağın müşterisi olarak ifade edilmelidir.


Genel olarak emlak işletmeleri daha çok mal sahibi olan bireylere bir diğer ifadeyle satıcılara yönelmektedir. Çünkü sahip oldukları portföy ne kadar geniş olursa satın alma veya kiralama isteğinde olan müşterilerin onları, o kadar çok talep edeceği düşünülmektedir.


Emlak sektöründe en önemli role sahip taraflardan biri de devlet kurumlarıdır. Özellikle merkezî yönetim tarafından çıkarılan yasa ve yönetmelikler ile yerel yönetimlerin aldıkları kararlar emlak sektöründe birçok konuyu (emlağın değerinin artışı veya azalışı, faiz oranları, vergi oranları, imar planları vs.) etkilemektedir.


Emlak sektörünü etkileyen bir diğer faktör ise kredi sağlayan bankalar ve özel finans kuruluşlarıdır. Kredi kurumlarının yürürlükteki kredi faiz oranları, vadeleri ve şartları sektörü doğrudan etkileyebilmektedir.


Bir emlağın ekonomik değerinin doğru belirlenmesi, özellikle satıcı ve alıcı başta olmak üzere kredi kuruluşları ve devlet kurumları açısından çok önemlidir. Bu noktada önemli bir taraf da gayrimenkul değerleme uzmanlarından oluşmaktadır. Gayrimenkul danışmanları, mülk yöneticileri, proje geliştiriciler, inşaat firmaları, mimarlık ofisleri, yatırımcılar ve reklam işletmeleri de emlak sektöründe yer alan diğer ilgili tarafları oluşturmaktadır.

Sektör

BİR GAYRİMENKULÜN FİYATININ TESPİTİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

1- Binanın yaşı ve metrekaresi
2- Cephesi
3- Oda sayısı ve kullanım özellikleri
4- İnşaat sınıfı (Cinsi)
5- Manzara ve görüş alanı
6- Toplam daire sayısı
7- Yangın merdiveni
8- Hidrofor
9- Asansör
10- Binanın peyzajı
11- Sosyal tesislere yakınlığı
12- Belediye hizmet alanlarına yakınlığı
13- Arsa ve Çap belgesi
14- İnşaat Alanı
15- Arsa payının tespiti ve değeri
16- Kat konumu
17- Balkonların işlevselliği
18- Isınma şekli
19- Ulaşım durumu
20- Otopark durumu
21- Güvenlik sistemi
22- Jeneratör
23- Ses ve ısı izolasyonu
24- İç ve dış cephe malzemelerinin kalitesi
25- Site içi Sosyal Aktivitelerini değerlendirmek
26- Gayrimenkulun boş ya da kiracı olduğunun tespiti
27- Kamu kurum ve kuruluşlarına yakınlığı
28- Kat adedi
29- Kira getirisi

En önemlisi ise, o günkü piyasadaki emsal ve rayiç bedelleri de göz önünde bulundurularak gayrimenkulun var olan nitelikleri çerçevesinde değerlendirme yapmaktadır.

Sektör

EMLAK İŞLETMELERİNDE HİZMET SUNUM SÜRECİ

Bir ev satın alınacağı zaman, bu satın alma işlemi genel olarak birçok kişi için oldukça pahalı bir yatırım ve karmaşık bir işlemdir. Bu nedenle alıcılar, profesyonel bir emlak işletmesinden destek almaya ihtiyaç duyarlar. Satıcı evini pazara çıkardığında, evine fiyat biçme, haklarının satışı, müşteri bulma ve satışı kapama gibi konularda yardıma ihtiyaç duyar. Bu noktada emlak işletmeleri, bir pazarlama/satış temsilcisi veya danışman olarak bu boşluğu doldururlar.

Emlak işletmeleri farklı şekillerde hizmet sunabilirler. Emlak işletmelerinin çalışma şekline yönelik birkaç farklı yaklaşım bulunmaktadır. Geleneksel yaklaşımda emlak işletmesi, müşteriler olarak alıcılarla görüşürken satıcının temsilcisi şeklinde hareket ederler. Daha yeni yaklaşımların birinde ise emlak işletmeleri uzmanlaşmaya giderler. Emlak işletmeleri sadece satıcı veya sadece alıcıyı temsil etmede uzmanlaşırlar. Yeni yaklaşımların bir diğerinde ise emlak işletmesi ne alıcıyı ne de satıcıyı temsil eder. Emlak işletmesi kolaylaştırıcı veya işlem aracısı rolünü üstlenir. Bir diğer yeni yaklaşımda ise ikili temsilciliğe rıza gösterildiğinde, emlak işletmesi alıcılar için alıcının temsilcisi, satıcılar için ise satıcının temsilcisi, belirli durumlarda ise her ikisinin temsilcisi olarak hareket eder.
Emlak sektöründe hizmet sunum süreci; listeleme, araştırma, değerlendirme, pazarlık ve satışı kapama olarak beş aşamaya ayrılabilir.
Bu süreçteki aşamalar ve bu aşamalarda yerine getirilen faaliyetler aşağıda yer almaktadır:


1.Aşama: Listeleme
Bu adımda potansiyel satıcı evini satmak veya kiralamak amacıyla pazara sunar. Satıcı bu aşamada evin özelliklerini ve durumunu (evin hangi özelliklere sahip olduğu, onarım ihtiyacının olup olmadığı gibi) ve evi için ne kadar fiyat istediğini belirler. Daha sonra evin satışı için reklam aşaması başlar. Bu aşamada satıcı bir emlak işletmesi ile evinin emlak işletmesinin sunduğu evler içinde listelenmesi için anlaşma yapabilir. Listeleme genellikle satıcının emlak işletmesine bu iş karşılığında komisyon ödenmesi sözünü gerektirir. Eğer ev belirlenen dönem içinde satılırsa emlak işletmesi komisyon alır. Hatta ev satılmasa dahi emlak komisyoncusu alıcılara evi gösterdiği için komisyon alabilir. Emlak işletmesi ayrıca evin reklamlarının ve duyurularının yapılması ve evin açık tutulması gibi işler için de satıcılara yardımcı olur. Listelemedeki önemli konulardan bir satış için evin emlak işletmesinin veri tabanında yer almasıdır.

Emlak işletmesinin veri tabanında satıştaki tüm evler listelenir. Bu evler alıcılar yanında diğer emlak işletmeleri tarafından da görülür.


2.Aşama: Araştırma
Araştırma aşamasında, potansiyel alıcılar kendileri açısından uygun lokasyonda, büyüklükte, fiyatta ve özelliklerde evleri bulmak için araştırma ve inceleme aşamasına geçerler. Mevcut evler hakkındaki bilgeler birçok kaynaktan toplanabilir. Alıcılar, gazete reklamlarına bakabilecekleri gibi yakınlarında gördükleri evlere doğrudan sahibini arayarak da ulaşmaya çalışırlar. Alternatif olarak, alıcılar kendilerine karar vermede yardımcı olacak (hangi özelliklerin önemli olduğu, komşular vb. gibi birçok konuda) bilgileri almak için bir emlak işletmesi ile çalışabilirler.

3.Aşama: Değerlendirme
Bu aşamada, alıcılar kendilerine uygun evleri bulmak için birçok kriteri değerlendirirler. Genel olarak bu değerlendirme gezerek ve görerek kişi tarafından yapılır. Bu aşamanın önemi, elektronik ticaret ile bir emlak işletmesi tarafından alınan hizmet arasındaki farklılığı yansıtmasıdır. Bir emlak işletmesi ile çalışmanın en büyük avantajı, emlak işletmesinin evleri çok daha kolay bir şekilde gösterebilmesidir. Emlak işletmesi çoğu zaman evin anahtarının kopyasına sahiptir. Bu anahtar genellikle emlak işletmesi tarafından kapıya yakın bir yerdeki kilitli bir dolabın içinde muhafaza edilir. Evler, emlak işletmesi veya evin sahibi tarafından ev açıldığında görülebilir. Emlak işletmesi komisyon alacağı için sadece kendisiyle anlaşılan satıcıların evlerini, bir diğer ifadeyle portföyündeki evleri gösterir.


4.Aşama: Pazarlık
Arzulanan ev belirlendikten sonra, potansiyel alıcı kredi kullanma, gayrimenkul değerleme uzmanının eve fiyat biçmesi gibi genellikle birçok şarta bağlı olarak istediği fiyattan evi satın alma isteğinde bulunur. Çoğu zaman emlak işletmesi istenen fiyata ve diğer müzakereye açık noktalara ilişkin alıcıya çeşitli tavsiyelerde bulunur. Satıcı da belli bir fiyattan evini satmak ister ve o da potansiyel alıcıya karşı bir teklif (muhtemelen daha yüksek bir fiyat) sunar. Emlak işletmesi yöneticisi de bu süreçte satıcıya çeşitli önerilerde bulunur. Sonuçta alıcı ve satıcı, satış işlemi için eğer anlaşılırlarsa bağlayıcı bir sözleşmeyi kabul ederler. Bu noktada sözleşme şartlarını etkileyecek kredi şartlarını düzenlemede, evi değerlemede ve evin değerini etkileyen kusurlarını tespit etmede birçok farklı meslekten kişi sözleşme şartlarını ortadan kaldırmada yer alabilir.


5.Aşama: Satışı kapama
Sözleşmeye ilişkin şartlarda her iki taraf mutabık kaldığında satış kapanabilir. Bir diğer ifadeyle para ve ev el değiştirir. Evin tapusu alıcıya verilerek yasal açıdan evin sahipliği alıcıya geçer. Pazar özelliklerine bağlı olarak yukarıda ele alınan süreçte olası birçok değişiklik olabilir.

Bu aşamaların her birinde emlak işletmesi önemli roller üstlenir. Ancak günümüzde internet ile birlikte süreçlerin içeriğinde ve yapısında değişiklikler olmuştur. İnternet, alıcı ve satıcının ihtiyaç duyduğu birçok bilgiyi alıcı ve satıcılara sağlamaktadır. Örneğin; online emlak işletmeleri ve finansal hizmetler sunan işletmeler, alıcıların satın alma güçlerini ve/veya onay öncesi evin alıcıya getireceği kredi yükünün hesaplanmasına olanak sağlayan araçlar sunmaktadırlar. Bununla beraber zaman zaman bir satıcı için evin ilanının hangi web sitesinde verileceği kararı denenmiş bir emlak aracısı işletmenin yardımı olmadan zor olabilmektedir.

Emlak işletmelerinin karşılaştığı bilgi sorunları oldukça fazladır. Mevcut basılı ve elektronik kaynakların yanı sıra internetin büyümesi de oldukça büyük yeni bir veri seti oluşturmuştur. Emlak sektörüyle ilgili çok miktarda bilgiyi günümüzde internette kolayca bulabilmek artık şaşırtıcı değildir.

Sektör

EMLAK TÜRLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Türk Dil Kurumu’nda emlakı tanımlayan unsurları aşağıdaki gibi açıklayabiliriz:


Ev: İçinde bir tek ailenin oturabileceği biçimde ve büyüklükte yapılmış yapıdır. Konut olarak da adlandırılmaktadır. Barınma ihtiyacını sağlayan fiziksel ortam olarak konut, aslında temel toplumsal birim olan aileyi bir arada tutan fiziksel ve moral mekânlar bütünüdür. Bu yönüyle sadece fiziksel bir mekan olmanın çok ötesinde anlamlara sahiptir. Bu nedenle, 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile başlayarak konutun bir insan hakkı olduğu uluslararası düzeyde kabul edilmiştir. Ayrıca konutun sahip olduğu önemin bir yansıması olarak 1996 yılında yapılan Habitat II kapsamında ortaya konan temel hedeflerden biri ise herkese yeterli sayıda konut olmuştur.

Konut: Ekonomik, sosyo – kültürel, hukuki, mimari ve teknolojik olmak üzere çok bileşenli bir bütündür. Konutun birçok işlevi bulunmaktadır.
Bu işlevler kısaca şu şekildedir;

  • Bir barınak olma,
  • Ekonomik ve hukuksal güvence sağlama,
  • Toplumsal ilişkilerin yeniden üretilmesinde bir araç olma,
  • Üretilen bir mal olma,
  • Bir tüketim malı olma,
  • Yatırım olarak spekülatif değer artışlarına el koyma,
  • Kentsel çevrenin oluşturulmasında kültürel bir kurgu olma,
  • Toplum içinde bireyi güçlü kılma ve özgüven kazandırma.

Konutun kişiler için ifade ettiği anlam (işlev) değiştikçe kişilerin, yaşayacakları konutu tercih etme sürecinde göz önünde bulunduracakları kriterler de bir değişime ya da dönüşüme uğramaktadır. Bu farklılaşma süreci, farklı ülkelerde veya farklı zaman dilimleri içinde de değişime uğramaktadır.


Kişilerin konut ihtiyaçlarının neticesinde karşımıza çıkan kavram konut talebi olmaktadır. Konut talebi; kişilerin (hane halkının) konut ihtiyaçlarını gidermek amacıyla, belli bir konutun bedelini ya da kirasını ödemeye istekli ve ödeme gücünde olmaları şeklinde tanımlanmaktadır. Bu yönüyle konuta olan talep, ekonomik niteliklidir. Ayrıca emlak sektöründe gerçekleştirilen aracılık işlemleri içinde diğer emlak türlerine oranla en fazla işlem hacmi olan emlak türüdür. Bu nedenle emlak komisyonculuğunda aracılık faaliyeti genellikle konut alım – satım – kiralama işlemlerinde yapılmaktadır.


Bireylerin konut talebini belirleyen başlıca faktörler şu şekilde sıralanabilir;

  • Gelir,
  • Konut fiyatları,
  • Talep esnekliği,
  • Konut üretimi,
  • Kullanıcı zevk ve tercihleri,
  • Konut üretim teknolojisi,
  • Konut pazarının örgütlenmesidir.

Örnek: Konuta yönelik talebi etkileyen faktörler, kişiden kişiye, yaşanılan
kente ya da zamanın koşullarına göre değişiklik göstermektedir.
Örneğin evli ve çocuk sahibi olan kişiler bahçeli çocuk oyun alanlı
güvenli sitelerde yaşamayı tercih ederken; genç ve bekâr kişiler
kültürel aktivitelere daha rahat ulaşabilmek için kent merkezine yakın
konutları tercih edebilmekte; büyük kentlerde yaşayan kişiler için iş
yerine yakınlık önemli iken küçük kentlerde yaşayanlar için çarşı kent
merkezine yakınlık daha önemlidir.

Yukarıda sayılan faktörler yanında ayrıca konut talebini belirleyen diğer faktörleri aşağıdaki gibidir;

  • Nüfus artışı,
  • Aile yapısında meydana gelen değişiklikler,
  • Kentleşme,
  • Sosyal ve kültürel gelişmeler,
  • Gelir seviyesi – barınma maliyeti ilişkisi,
  • Sosyal talep,
  • Yenileme ve ıslah ihtiyacıdır.

Konut, ekonomik sektördeki diğer mallardan ayrılan ve kendine has özellikler taşıyan bir mal olduğu için konuta yönelik talebi açıklayan faktörler de çeşitlenmektedir. Buna göre yukarıda konuta yönelik talebi etkileyen faktörler olarak sıralanan unsurlar kısa ve uzun vadede değişiklik göstermektedir. Konut talebini, kısa vadede etkileyen faktörler ekonomik karakterli iken, uzun vadede ise ekonomik faktörlerin yanında en az onlar kadar önemli olan sosyo – demografik unsurlar da önemli bir yere sahiptir. Nihayetinde bir hane halkının konut talebini etkileyen unsurlar ya da faktörler şu şekildedir: kişinin serveti ve gelir düzeyi, konutun bedeli/fiyatı, kişinin konut tercihleri ve piyasadaki diğer malların/ unsurların fiyatlarıdır. Günümüz koşullarında bir hane halkının konut taleplerinin karşılanmasında, kişilerin ellerinde bulunan kıt kaynaklarla faydalarını en üstderecede karşılayabilecekleri en uygun konutları tercih etmek yerine toplumsal yapıdaki eğilimlerin ve tercihlerin da etkisiyle ellerindeki kıt kaynakların onlara sunduğu konut standartlarının üzerinde konut satın alma yönünde bir eğilim içinde oldukları görülmektedir. Sahip oldukları ekonomik kaynakları aşacak bir konut edinmeleri, konut kredileri ile mümkün hâle gelebilmiştir. Serbest piyasa koşullarına uygun olarak konut edinebilmede en önemli araçlardan biri olan ‘İpoteğe Dayalı Konut Finansmanı Sistemi’dir. Bu yöntem ile bireyler, ellerinde yeterli kaynakları bulunmasa bile “ideallerindeki ev”e ulaşma olanağına kavuşabilmektedir.

Arazi: Yeryüzü parçası veya toprak anlamına gelmektedir. Söz konusu toprak parçası eğer belediye ve mücavir alan içinde kalıyorsa ve imar hakkı verildiyse arsa adını alır. Fakat o toprak parçası belediye ve mücavir alan dışında ise, üzerinde yapı yapmak amacıyla değil de tarımsal amaçlı olarak kullanılmaya elverişli ise bu durumda adı tarla, bağ, bahçe olur. Bu durumda toprağın niteliğine göre emlak sektöründe satış tekniği, potansiyel alıcıları, emlak komisyoncunun pazarlama stratejisi de değişecektir. Emlak komisyoncuları için en çok getiri sağlayan toprak satışı; belediye ve mücavir alan içinde olup, imar hakkına sahip olan topraklardır yani arsalardır.

Arsa ile tarla, bağ, bahçe gibi toprak parçaları arasında ciddi oranda bir değer farklılığı bulunmaktadır. Bunun sebebi kısaca şu şekilde açıklanabilir:

  • Tarla, bağ, bahçe, vb. tarımsal araziler sadece üzerinde tarımsal üretim yapmak için kullanılan topraklardır. Bunlar üzerinde yapı yapılmasının belirli kuralları vardır. Örneğin arazi sahibi tarımsal amaçlı olarak arazisinin üzerine arazinin toplam %5’ini geçemeyecek ve toplamda da 250 metrekareden büyük olmayacak yapılar yapabilirler. Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılmasına Dair Yönetmeliği’nin 4. maddesinde tarımsal yapılar şu şekilde tanımlanmaktadır: Tarımsal üretim için ihtiyaç duyulan yapılar ile tarımsal ürünlerin üretildikten sonra ilk işleme ve değerlendirmesini yapmak amacıyla işletme içerisinde inşa edilen, işletme sahibine ait yapılardır.
  • Oysa belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar hakkına sahip olan bir arsa, birden çok amaç için kullanılabilir. Örneğin; arsa üzerinde konut inşa edilebilir, ticari amaçlı bir işletme kurulabilir, imalat amaçlı üretim hane –fabrika kurulabilir. Dolayısıyla arsanın kullanım amacı çeşitlendikçe değeri de artacaktır. Üstelik mevcut imar planının izin verdiği ölçüde bazı durumlarda arasının tamamında inşaat yapılabilecek bazı durumlarda % 40 – 50 gibi oranlarda yapı izni verilebilecektir. Bu da ayrıca arsanın değerini etkileyen önemli bir faktör olarak karşımıza çıkacaktır.

Arsa: Belediye ve mücavir alan sınırları içinde veya köy yerleşik alanlarında yapılan planlara uygun olarak, üzerinde yapı inşa etmek için ayrılmış ve tapu kütüğünde arsa olarak tescil edilmiş arazi parçasıdır. Arsayı araziden ayıran temel unsur, arsanın bir belediye veya mücavir alan içinde yer almış olması ve üzerinde inşaat yapmaya izin verilmiş olması bir diğer ifade ile imar hakkına sahip olmasıdır.

Belediye ve mücavir sınırları içinde yer alan bir arazinin arsaya dönüşmesi için parselleme işleminin yapılması gerekmektedir.

Parsel: Sınırları haritalarla belirlenmiş arazi parçasıdır. Parsel kadastro ve imar planlaması açısından ikiye ayrılmaktadır.

Kadastro açısından parsel: Kadastro görmüş olan yerlerde mülkiyet sınırları, kadastro idaresi tarafından planlama ebatları yazılarak tespit edilmiş ve tapuda tescili yapılmış en küçük arsa ve arazi parçasıdır.

Kadastro parseli, imar parselinden daha büyük olduğundan, bir kadastro parseli birden çok imar parseli içerebilir; fakat yüzölçümü ya da şekli elverişli olmadığından her kadastro parseli imar parseli durumuna sokulamayabilir.

Kadastro parselinde, taşınmazların sınırlarının değişmezliği esastır. Buna karşılık, imar planı gereğince, belediye tarafından düzenleme yetkilerinin kullanılması suretiyle, belediye sınırları içindeki alanların düzene sokulması, imar parsellerinin bir kısmının yola ayrılması, yeşil alan olarak tahsis edilmesi ve planlara uygunluğunun sağlanması amacıyla bazı arsaların birleştirerek dağıtılması her zaman mümkündür. Bu nedenle imar planı ile kadastro parseli birbirleri ile örtüşmeyebilir.

İmar parseli: İmar planları açısından imar parseli ise, kentin imar planına ve imar mevzuatına uygun olarak üzerinde yalnız bir yapının yapılabileceği kadar küçük toprak parçası, bir diğer ifade ile imar ve satma amacıyla kentin toprağının yasal olarak bölünebileceği en küçük birimidir (Keleş, 1980: 141). İmar Kanunu’na göre imar parseli şu şekilde tanımlanmaktadır: İmar adaları içerisindeki kadastro parsellerinin İmar Kanunu, imar planı ve yönetmelik esaslarına göre düzenlenmiş şeklidir.

Parselleme düzenli ve sağlıklı bir kentleşmenin gerçekleşmesi
için birinci adımdır. Bu nedenle parselasyon planına uygun
olarak yapılaşmanın gerçekleştiği bölgelerde altyapı hizmetleri
tamamlanmıştır ve düzenli sağlıklı b ir yapılaşma ortaya
çıkmaktadır . P arselleme kurallarının ihlal edildiği yerleşim
yerlerinde farklı büyüklükte imar parselleri ortaya çıkmaktadır ve
yetersiz altıpı nedeniyle sağlıksız bir yapılaşma görüntüsüne
rastlanılmaktadır. Bu durum aynı zamanda bölgedeki emlak
fiyatlarını olumsuz olarak etkilemektedir.

Her parselin, bir yandan yola komşu olması gerekir. Ancak eklentiler ayrı bir yapı sayılmayacağından bir parselde ana yapı dışında böyle bir yapının bulunması genel kuralı bozmaz. Genellikle kadastro parsellerinden oluşan toprak parçalarını imar parseli durumuna sokmak üzere, parçalara ayırmak, birleştirmek, yeniden bölmek ve dağıtmak üzere parselleme işlemleri yapılmaktadır. Diğer ifade ile parselleme işlemleri, genellikle kadastro parsellerinden oluşan toprak parçalarını imar parseli durumuna sokmak üzere, bunları parçalara ayırma (ifraz), birleştirmeyi (tevhit), yeniden bölmeyi ve dağıtmayı (tahsis) işlemlerini kapsamaktadır.

Parselleme işlemlerinin amacı ise şu şekilde açıklanabilir:

  • Parselleme düzenlemeleri, belediye ve mücavir alan içinde ve dışındaki alanlarda gelecekte büyümeyi ve gelişmeyi sağlamak için yapılmaktadır.
  • Konut, ulaşım, dağıtım, rahatlık, kullanım kolaylığı, güvenlik, sağlık ve refah gibi konularda topluma, yeterli imkânlarla sağlanması da, yerleşim alanlarının imarı ile mümkündür.
  • Parselleme düzenlemeleri toprağın, sağlık, yangın, sel, vb. tehlikesi olmaksızın, güven içerisinde yapı yapmak amacıyla kullanılabilmesi için yapılmaktadır.
  • İmar planlarına uygun olarak inşaata ve başka kullanıma elverişli alanlar yaratmak ve düzgün imar parselleri elde etmek amacıyla parselleme işlemleri yapılmaktadır.


Parselleme işlemi planlı ve sağlıklı gelişen kentsel yapı için hayati önem taşımaktadır.

Parselleme işlemi, arazinin içinde yer aldığı belediye veya il özel idaresi tarafından gerçekleştirilen bir işlemdir. Parselleme işleminin mutlaka bir parselasyon planına dayalı olarak yapılması gereklidir. Bu nedenle önce ilgili belediye veya il özel idaresi tarafından bir parselasyon planı hazırlanmalıdır.

Parselasyon planı; belli bir alan içindeki her taşınmaz mala karşılık sahiplerine verilecek bağımsız veya şuyulu imar parsellerini, parsel hisselerini hisse miktarını ve verilecek parsellerinin yerleri gibi hususları gösteren hukuki bir işlemlerdir. Bir diğer ifade ile bir kentin veya kasabanın tümünde veya bir bölümünde, parsellemenin hangi ilkelere göre yapılacağını, parsellerin yerini ve sınırı gösteren plandır.

Belediyenin veya il özel idaresinin yetkili mercileri tarafından hazırlanan parselasyon planı, belediye encümeni veya il idare kurulu tarafından onaylanır ve onaylanan parselleme kararları 1 ay süre ile herkesin görebileceği bir yerde askıya çıkar. Askı süresi içinde herhangi bir itiraz olmaz ise parselasyon planları kesinleşir. Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir.

Böylece üzerine yapı yapılacak olan imar parselleri emlak sektöründe alım – satım – kiralamaya açık hâle gelecektir.

Bina: İnsan ve hayvanların barınmaları veya başka amaçlarla (eğlenme, korunma, eğitim, sağlık, depo, vb.) kullanılmak amacıyla genellikle dayanıklı malzemelerden inşa edilen, dört duvarı ve çatısı olan su üzerinde veya bir kara parçası üzerinde bulunan bir mimarlık ürünüdür. Bina kullanılma amacına göre farklı isimler almaktadır. Örneğin, bireylerin barınmaları amacına hizmet ediyorsa mesken, iş yerlerinin bulunduğu bir mekân ise iş hanı, yolcuların konakladığı binalara otel, kişilerin eğitim hizmetini aldığı binalara okul, malların depolandığı ve saklandığı binalara depo denilmektedir.

Bina sahip olduğu özelliğe veya yerine getirdiği işleve bağlı olarak değeri artmaktadır. İş hanı olarak kullanılan ve iş yerlerinin bulunduğu yapılar genel olarak mesken olarak kullanılan konutların yer aldığı yapılardan daha yüksek bir bedele sahiptir. Bu nedenle bu yapıların emlak komisyonculuğunda satış – kiralama gibi aracılık işlemleri konutlardan oluşan yapılardan farklılık gösterebilmektedir.


Bağ: Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak – arazi parçasıdır.


Bahçe: Ayrı ayrı veya karışık olarak çeşitli sebze – çiçek türlerinin yetiştirildiği, etrafı çit veya benzeri şeylerle çevrilmiş toprak parçasıdır. Hem belediye ve mücavir sınırları içinde hem de köy arazileri içinde yer alabilir.


Tarla: Sınırları belirli ve tarımsal amaçlı olarak kullanılan toprak parçalarıdır.

Genellikle köy arazisi içinde yer almaktadır. Tarımsal amaçlı olarak kullanılan bu toprak parçalarının korunması önem arz ettiği için buralarda yapılacak tarımsal faaliyetin türü, yöntemi ve buralarda yapılacak yapılar ve işletmelere ilişkin olarak düzenlemeler kanun yönetmeliklerde ele alınmıştır.

Türk Medeni Kanunu’na Göre Emlak Türleri


Yukarıda emlakın ekonomik, sosyal ve imar mevzuatı açıdan tanımları yapılmıştır. Bir de bunların dışında emlak hukuki tanımına yer vermek gerekmektedir. Bu noktada Türk Medeni Kanunu yol gösterici niteliktedir. Türk Medeni Kanunu’nun 704. maddesine göre emlak kategorisinde yer alan unsurlar aşağıdaki gibidir.

Arazi: Sınırı, yüzölçümü ve niteliği yeterli biçimde belirlenmiş taşınmaz parçasıdır. Kadastro ve tapulama tescili yapılmış her parsel tapu niteliğinde ayrı bir sayfaya kaydedilir.

Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar:
Bağımsız ve sürekli hakların kaydedilmesi için gerekli koşullar ve usul tüzükle belirlenir. Süreklilik koşulunun gerçekleşmesi için hakkın süresiz veya en az otuz yıl süreli olması gerekir.

Bağımsız ve sürekli hakların tapu kütüğüne kaydedilebilmesi için:

  • Bir irtifak hakkı olmalıdır: İrtifak hakları dışındaki sınırlı ayni haklara, müstakil ve daimi bir mahiyet tanınmamaktadır.
  • Süresiz veya en az otuz yıl süreli olmalıdır.
  • Tasarrufları kısıtlanmayan ve izne tâbi kılınmayan bağımsız irtifak hakları olmalıdır. Bir irtifak hakkının bağımsız olması, bu hakkın bir taşınmaz veya bir şahıs lehine tesis edilmemiş olması demektir. Buradan hareketle şahsi irtifakların (intifa hakkı, sükna hakkı) tapu siciline bağımsız bir irtifak olarak kaydı mümkün olmadığı belirtilebilir. Bir taşınmaz lehine kurulan irtifak hakları da, taşınmazdan ayrı olarak devredilemeyeceği için bağımsızlık niteliğini taşımazlar.
  • İrtifak hakları arasında yer alan üst hakkı, kaynak hakkı ile devre mülk hakları ise müstakil bir niteliğe sahiptir. Bunun sonucunda da tapu kütüğünün farklı bir sayfasına kayıt edilmesi mümkündür.
  • Hak sahibinin yazılı istemi olmalıdır. İrtifak hakkına ilişkin olarak bağımsız bir sayfa açılması, ancak hak sahibinin yazılı talepte bulunması ile mümkündür. Yazılı talep yeterlidir. Hak sahibin sözlü rızasına ihtiyaç yoktur.

Bu şartlar gerçekleşir ise bağımsız ve sürekli haklar tapu kütüğünün ayrı bir sayfasına taşınmaz olarak tescil edilir. Tapu kütüğüne taşınmaz olarak tescil edilen bağımsız ve sürekli haklar, üçüncü kişilere devredilebilir, mirasçılara geçebilir ve üzerinde her türlü aynî veya kişisel hak kurulabilir. Bu haklar aşağıdaki gibidir:

  • Üst (inşaat) hakkı: Sahibine arazinin altında veya üstünde yapı inşa etme veya mevcut yapıyı muhafaza ve bu yapının mülkiyet hakkına sahip olma yetkisini sağlayan irtifak haklarıdır. Buna örnek olarak Türk Telekom Arena Stadyumu ve Şükrü Saraçoğlu Stadyumu verilebilir.
  • Kaynak Hakkı: Sahibine bir başkasının arazisindeki kaynağın sularını alma ve kendi arazisine katma yetkisi sağlayan haktır.
  • Devre mülk hakkı: Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapıdan/bağımsız bölümden, yılın belli dönemlerinde ve müşterek mülkiyet payına bağlı olarak yararlanmak üzere kurulan bir irtifak hakkıdır.

Kat Mülkiyet Kütüğü’ne bağlı bağımsız bölümler:

Kat irtifakı kurulmak suretiyle inşasına başlanmış ve usulüne göre bitirilerek bağımsız bölümler hâline getirilmiş taşınmazlarda gerekli şartlar yerine getirilmek koşulu ile tapu kütüğünde Kat Mülkiyeti Kütüğü’ne kayıt edilmektedir.

Buna göre tamamlanmış bir yapının kat, daire, dükkân, vb. gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanları üzerinde kurulan bağımsız bir irtifak hakkıdır. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıt ile irtifak hakkı taşınmaz niteliğini kazanır.